Sevilya'da (Sevilla) yilbasi

Wednesday, 2 April 2008


Duymussunuzdur belki de, Avrupa’da yilbasinin ne guzel geçebilecegi yerlerden biri Sevilya derler. Muthis bir havai fisek gosterisi oldugu ve ozellikle en çok gençleri çektigi soylenir. Sevilya’da yilbasi geçirip tek bir havai fisek bile goremeyen biri var mi derseniz o benim.

Gezi zaten bir suru zorluklarla baslayinca sonu nasil olacak diye korkuyor insan. Cumartesine denk gelen yilbasi gecesi yorgun olmayalim ve de Lizbon’dan nasilsa araba ile 5 saat suruyor diyerekten Cuma aksami is çikisi koyulduk yola. Sevilya’ya vardigimizda saat sabahin 2’siydi, yollar da ziviri karanlik ve bombostu. Zaten saatlerce suren yolun ve kaybolmanin stresi yetmiyormus gibi bir de oteli bulamamanin ve soracak kimsenin olmamasinin sinir harbi içinde bir saatlik arama çalismalarimiz sonunda otele vardik. Tabi bu ruh hali ile nasil uyuyabilirsiniz ki, uyaninca da acaba yeni yil gecesi için enerjiniz olabilir mi?

Neyse boyle zorlukla baslayan macera sonrasinda o kadar da kotu gitmedi. Bana Ispanyol deyince biri, bu gune kadar tanidiklarimdan mi, her gittigim sehirde baska bir yanini kesfettigimden mi ya da çocuklugumda televizyonda gordugum muzikler, dizilerden mi bilmiyoum ama sanki içim bir baska isiniyor. Bugune kadar Ispanya’nin gezdigim her sehrinde olumlu dusuncelerim daha da pekisti. Kompleksiz, pozitif, guler yuzlu insanlar, birbirinden bakimli kadinlarin, adamlarin çoçuklarin yurudugu temiz yollar geliyor hemen aklima.

Sevilya da bu sehirlerden bir tanesi, tarih kokuyor, Arap kulturunun en zengin kalintilari her yerde karsiniza çikiyor. Dünyaca ünlü Alcazar , Patio de Leon, Adalet Salonu, Patio de la Monteria, Palacio de Don Pedro ve gorkemli bahçeleri kesinlikle gezilmesi gereken yerler arasinda. Zaten sehre geldiginizde adim attiginiz her yerden gezilecek bir yer çikiyor. Cumartesi gununu biraz yorgun da olsak bu gibi gezilerle susleyip, sonra da aksam için kendimizi otelde susleyip koyulduk yola. Yilbasi gecesi herkesin burda toplandigini bildigimiz unlu ana saat meydanina geldik. Saat 8 gibi hazirliklar baslamisti, sampanya ve uzum satanlar koselere kurulmus insanlarin gelmesini bekliyordu. Uzum satilmasinin sebebi yeni yila girmeden son 12 saniye, saatin çanlari ile birlikte her saniye basi tek tek uzumleri agziniza atarak dilekte bulunmak. Ne kadar ise yariyor tarsitilir.

Biz de nasilsa cok zamanimiz var diyerek, ara sokaklara dalip bir restaurant bulma derdine dustuk. Tabi bu mumkun degildi, her yer ana baba gunuydu fakat burnumuza gelen nefis kokulara dayanamayip birinde bekleme karari aldik, saat 11’e geliyordu masaya oturdugumuzda ve de ekmek, peynir gibi sarabin en guzel arkadaslari maalesef bitmisti. Saçma sapan bir tapas tabagina çok paralar odeyince bitirmeden kalkamadik masadan. Tabi bu sirada da tum havai fisek gosterisini kaçirip yeni yila restaurantta girdik. Neyse meydana geri dondugumuzde hemen yerde insanlar vardi, yurumek mumkun degil gibiydi, muzik sesleri, yerli yabanci insanlar, her dilden konusanlar, ellerinde sampanya ve uzumlerle dolaniyorlardi. Demek bu kadar unlu Sevilya’da yilbasi boyle oluyormus.

Çok farkli, renkli, tarih dolu bir sehir. Flamenco dansi izlemeden donmek de ayip olur, aman kimisi bazen çok ucuz olabiliyor ama sadece gayler için çikarsa sasirmayin. Belki gunun yorgunlugundandi bilmiyorum ama yedigim en guzel dondurmayi kuçuk bir Sevilya pastanesinde yedim. Bir de çok iri yesil zeytinleri var ki, karsiniza çikarsa sakin kaçirmayin. Çok da Paella duskunu olmayan biri olarak, inanilmaz derecede çok çesidi olan Tapaslari denemenizi ve guzel bir kirmizi Sangria içmenizi tavsiye ederim.

0 comments: