Sona gelmeden

Monday, 23 June 2008

Su dunyada yasadigimi hissederken
Farkinda olmadan kulagima hos gelen,
Muzigin melodisini yakalayabilsem
Sona gelmeden bir baslayabilsem

Kisa hayatta seçimlerimi yaparken
Derinden hissetmedigim ortamlari

Içlerinde isik olmayan gulusleri
Bir anda defterimden silip atabilsem

Yalnizligimi en guzel koseye oturturken

Aynada gordugume guvenebilsem
Bastigim taslari anlatmak için degil
Ruhumu beslemek için yasamayi ogrenebilsem

Hayat pesinden kostugum kus,
Anlarim ise onu besledigim kirintilar
Bunu hep aklimda tutabilsem
Bana açilanlara verdigim akillarla
Bir de kendi gozyaslarimi durdurabilsem

Ileri geri saymalardan vazgeçip
Bugunden sonrasini hesaba katarken
Simdiki animda sakli mutlulugu ertelemesem
Sona gelmeden ah bir baslayabilsem.


Derya Sahna

Konusmayan Çift

Friday, 20 June 2008

Taksim’de bir cafedeyiz… Tam karsimizda yanyana sokaga yuzlerini donerek oturmus orta yaslarda bir turist çift var. Belki Fransiz, belki de Inglizler. Çok sakin ve sessizce oturuyorlar masalarinda.

Kahvelerimizi aldik, biz de oturduk yerimize, muhabbetimize basladik, yarim saatten fazla belki oradaydik. Bu sakin çift bu sureyi birbirlerine tek kelime etmeden, yoldan geçenlere bakarak ve kuçuk fincandaki expresso kahvelerini yavasça yudumlayarak geçirdiler.

Hiç bir zaman hoslanmadigim ve anlayamadigim, otobuste ya da restoranda ya da bir cafede, birlikte olup da birbiri ile konusmayan iki insan gormek. Belki bazen birlikte olup sessiz kalmak mutluluk ve huzur verebilir ama elimde degil, eger biri ile bir ortami paylasiyorsam hele bir de sevdigim biri ise, bir saniye bile konusmadan durasim gelmez.

Bunlari dusunerek onlari incelemeye çalisan biz, yan gozlerle bakarak bekliyorduk herhangi bir hareket yapacaklar mi diye. Bizden once geldikleri için bizden once de kalktilar tabi, yine çok sessiz , sakin ve birbirlerine bile bakmadan. Biz de merakli turk toplumu bireyleri olarak tam arkalarindan bakiyorduk ki, adam kadinin çantasini sirtina asmasina yardim etti yine çok sakince ve dusunceli bir bakisla.

O an hepimiz bakakaldik, belki de sadece sessizligi paylasmakti aradiklari…

Sehrin sahipleri

Tuesday, 17 June 2008


Yemyesil çimlerde umursamaz kuslar
Gunun her saatinde gezinirler,
Sinirlarin daimi bekçisi agaçlar
Yagmurdan korkup da kaçmazlar,
Ruzgarla konusmasini bilen yapraklar
Dans ederken çevrelerine bakmazlar

Neyle karsilacagindan habersiz çiçek

Betondan basini çikarmaya çalisir ,
Kimseye sormadan çosan deniz
Yagmurdan sonra sakinlesmesini bilir ,
Kayalarda boylu boyunca uzanan yosun
Sehrin en guzel manzarasini kapar

Belki de sen degil onlardir,
Bu sehrin asil sahipleri…


Derya Sahna

Starbucks Çalisani

Monday, 16 June 2008

Aylar sonra Istanbul’a gelmis gezmeye çikmisiz. Dublin’de sik sik yaptigimiz gibi oturup bir kahve içelim diyoruz. Tum dunyada oldugu gibi Turkiye’de de mantar gibi her yerde karsiniza çikan ve itiraf etmeliyim ki ortami ve nefis kahveleri ile beni de sik sik kendisine çeken Starbucks’a giriyoruz.
Kasadayim, sevdigim tip olan kahveyi istiyorum, hersey inglizce yani alistigim gibi. Gel gor ki burada ayni tipin iki farkli çesidi varmis, bana kasiyer yamultarak konustugu turkçesi ile soruyor:

“ Bilmem neli mi olsun yoksa bilmem neli mi?” hala hatirlamiyorum ne dedigini.
Ben de anlayamadim ne dediniz deyince verdigi cevap su oluyor:
“Daha once hiç içmediniz mi?” (? ¿)

Hay allahim sanane daha once içmis miyim içmemis miyim, sana mi kalmis sormasi, bilmek zorunda miyim senin dukkaninda olan herseyi ! Bayiliyoruz birini kuçuk gorme yolu aramaya, olur da bulursak hemen ordan ilerlemeye. Gulup geçiyorum ama aslinda Turkiye’de oldugumu hatirliyorum.

Senin için de bakarim

Olmuyor dedigin anlarda
Zamansiz isyanlarini durduramadiginda
Anlamsiz sahneleri gormek istemediginde
Haber ver sen, ben senin için de bakarim

Bir anlik degil mi sandin sikintin
Bos oldugunu anlamadin mi uzulmenin
Simdini hissetmek için yarini mi bekledin
Ne yandan baksam hep ayni mi dedin
Haber ver sen, ben senin için de bakarim

Seçim yapman gerekti, çikmazlarin içinden
Bir kapiyi kaparken açilan digeri olmadi
Sonraki pismanliklardi kaçmak istedigin,

Ama yolun sonunda bekleyeni bilemedin

Kalabaliklarin arkasina saklandin
Anlamsiz gurultuler sesini saklasin diye,
Yanlislarin dibindeydin yukarilara bakamadin
Yalnizliginin tek çaren olduguna inandin

Iyi ki varsin demektir , bana yeten
Ihtiyacin oldugunda kosmaktir içimden geçen
Sebepli sebepsiz korkularindan çikamadiginda
Haber ver sen , ben senin için de bakarim.


Derya Sahna

Döndüm

Thursday, 12 June 2008

Geçen seneler degildi
Gençligimdi, yalnizligimdi
Konusan kelimeler degildi
Ozlemimdi, heyecanimdi

Döndüm, geride birakarak
Bugunun oncesini, tanimadigim yarini
Döndüm, kendime sorarak
Acaba hatirlayan oldu mu
Penceremdeki çiçek soldu mu

Baslayamam ki biraktigim yerden
Anlayamazlar ki gorunen benden
Aslinda hatirlamazlar eski beni
Yaratmak isterler simdiki bir benzeri

Döndüm, bilsem de belli sonu
Uzaktan sevmenin kolayligini
Içeride bekleyen ayniligi
Solgun renkli gunleri

Döndüm herseye ragmen diyerek
Camin arkasindan yagmuru izleyerek
Sessiz kalabaliklara muzik vererek
Döndüm, artik burdayim…


Derya Sahna

Aksam yanar

Wednesday, 11 June 2008


Gunduz kimsenin goremedigi
Benim bile unuttugumu sandigim
Kendi içlerinde kaybolan
Isiklarim sadece aksam yanar.

Aksamustu geldi mi yanip sonen
Benim gormedigim uzaklari bilen
Zamansiz goz kirpan
Isiklarim sadece aksam yanar.

Gun isigi dogdu mu çaresi yok
Beklemeyi bilir, saatleri sayar
Nasilsa karanlik çokecek der
Beklerken daha da irilesir,
Gerçek bir ahbabi, tanidigi
Parlamak için beni arar
Isiklarim sadece aksam yanar.

Gunduzum olmadigindan,
Karanliklari diledigimden degil
Aydinliklar arasinda kaybolduklarindan
Kalabaliklar içinde kimsesiz kaldiklarindan
Isiklarim sadece aksam yanar.


Derya Sahna

Irlanda'nin bati kiyisinda Galway

Monday, 9 June 2008

Irlanda’nin bati kiyisinda Corrib Nehri boyunca kurulu, ulkenin uçuncu buyuk sehri Galway. Buyuk sehri dedim ama kuçuk zumrut renkli adanin uçuncu buyuk sehri ne kadar buyuk olabilir ki? Yine de ne kadar kuçuk olursa olsun , 70 bin nufusu ile Avrupa’nin hizla gelisen sehirleri arasinda yer aliyor. Irlanda için bir çok konuda onemli olan Galway, yilda bir iki kez yapilan bazi festivallere ev sahipligi yapan bir kultur sehri oldugu gibi, bazi yerel ticari markalarin dogduklari yer olarak da taniniyor.

Iranda’nin turizm duraklarindan biri olan Galway, geçmiste normanlarin Irlanda’da hukum surdugu yillarda, 14 tuccar ailenin elinde olmasiyla da kabileler sehri (city of tribes) diye de bilinir.

Sehri kesfe cikmak isteyip kuçuk sehir merkezine indiginizde, sizi bekleyen; gençlerle dolu parklar, sokak sanatçilari, turistik dukkanlar, birbirinden eski ve farkli Irish Publar, kuçuk balikçi resotranlari, ulkedeki tum markalari barindan magazalar ve alisveris merkezleri, sakin temiz sokaklar.

Iki onemli univeristenin bulundugu sehir bir çok ogrenciye ev sahipligi yapmakta. Bundan dolayi olsa gerek ki her tarzdan ve farkli ulkelerden genci sokaklarda gorebiliyorsunuz.

Irlandali’nin konustugu Inglizce’nin yanisira buyuk bir kesimin konustugu yerel dil Galce her yerde karsiniza çikabilir. Fakat hep iki dil bir aradadir. Burada ise sadece Galce'nin konusuldugu bolgeler mevcut oldugu gibi sehir merkezinde bile sadece yerel dilde yazilmis tabelalar çikabilir karsiniza.

Corrib nehri boyunca sakin sehrin havasini soluyarak yuruyus yaparak Galway’in haritadaki yerini daha iyi hissedebilir insan. Gezilebilecek onemli yerler; Eyre Square ve St Nicholas Katedrali ve Ispanyol geçidi. Bir zamanlar bir çok amerikan gemisinin yanastigi liman sehri olan Galway’in kiyisinda ozellikle Ispanyol donanmasi da gorulmekteymis. Bu yillarda sehir ispanyol sarabi, ticareti ve ispanyol etkileri ile unlenmis, bugun bize kalan ise sadece Ispanyol gecidi (Spanish Arch).

Diger ilginç bir sey ise “the Claddagh Ring” dedikleri kiyida kurulu kuçuk bir balikçi kasabasinda dogmus Galway’in sembollerinden biri olan yuzuk. Krallik sisteminin altinda ezilmis bu kasabasinin isyaninin simgeleyen, iki elin, tepesinde taç olan bir kalbi tutan motifi olan yuzugun anlami "Let Love and Friendship reign" yani Kralligi askin ve arkadaslagin yapmasina izin ver. Bugun turistik esya satan dukkanlarin hepsinin kapisinda bu motifleri gormek mumkun.

Sehirdeki en eski ve geleneksel balik restorani; Mc Donagh’s. Gunumuze uymus, restorani ikiye bolerek, self servis ve klasik restoran olarak fiyatlari ve servisi ikiye ayirmis olmasina ragmen aman diger amerikan Fast Food kralligi ile karistirmasin. Tabi ki klasik restoran kismi daha cok Galway'in havasini tasiyor. Servisi ve balikçilik agirlikli dekorasyonu ve en unlu tabagi olan; Morina baligi fileti, patates kizartmasi, salata ve bezelye ezmesinden yapilan sosundan olusan “Cod Fish and Chips”i denemeden çikmayin.

Galway’e gunubirlik gidebileceginiz gibi ya da bir iki gun kalip yakin yerlesimleri de ziyaret edebilmek mumkun. Gunde iki kez hareket eden Corrib Nehri boyunca gemi turlari yapabileceginiz gibi, Galway Koyu’nun okyanusa açildigi alandaki uç farkli adaya da her gun kalkan uçaklarla yolculuk yapmaniz mumkun. Ben bunlari henuz yapamadim ama bir daha Galway’e gidebilmeyi heyecanla bekliyorum.

Her gun ayni saatte

Wednesday, 4 June 2008

Her gun ayni saatte seni hatirlarim
Içimde bekleyenler canlanir
Ruhumu uzaklara tasiyan ruzgar
Senin yoklugunu mirildanir.

Gunun bu saatleri içime dolar
Yeni beklentileri tasiyan dusunceler
Renkleri bana getiren hayaller
Dunden kalma uzun satirlar
Seni hatirlatan farkli dunyalar

Sehrin sessizliginin derinligi
Yalnizligimin çoskusunu tasir,
Gokyuzunun renginin degisimi
Beni bugune hazirlar.

Sokagin sakinliginin bekçisi kuslarin
Civiltilarini duydugum saatlerdir,
Seni derinlerde bir yerlerden çikarip
Beni bekleyen yeni gune tasidigim.


Derya Sahna

Damlarken


Gunler, geceler, dunler, yarinlar
Birikmisler elimde bir bir
Gozumun onunden geçerken anlar
Yakalayamamisim hizlarini,
Damlarken tek tek yuregimdeki birikintiye
Anlayamamisim içimde gizlediklerini.

Aradigim mutluluk, geçip gidenlerin
Hayallerimde yer etmesi ile gelendir belki
Ya da sil bastan dedigim anlarda
Karsima cikan beklenmediklerdir.

Sordugumda sessizce kendime
Istedigim biriktirmek mi anilarimi içimde
Yoksa silip atip yenilere yer mi açmak
Cevabini bulamaz kendimi suçlarken
Hepsine yer var biliyorum derinde.
Dogru zamanlari yakalamak gerek
Kimisini suyun yuzeyine cikarip
Kimisini derinlerde gomebilmek için.


Derya Sahna