Madrid'in Kent Merkezi

Wednesday, 9 April 2008

Madrid deyince aklima ilk gelen sehrin canli yasami ve insanlarin sicakligi.... Kultur, sanat ve tarihin merkezi olan sehrin hareketi 24 saat durmadan devam ediyor.

Madrid’te otelinizi seçerken merkeze yakinligina ozen gostermenizi tavsiye ederim. Gorulecek en guzel yerlerin merkezde odaklanmis olmasinin yanisira bu alanda diger sehirlerden farkli olarak yerli halkin yasantisini kesfetmenizin de mumkun olmasi. Tum Avrupa sehirleri gibi, merkezin gezilecek onemli alanlari buyuk bir ana meydan ve diger kucuk meydanlardan olusuyor. Farkli yani ise, etrafinizda gordugunuz binalarin hepsinin otel, alisveris ya da is merkezleri gibi aksam olunca terkedilmis gibi sehri tek basina birakan binalar olmamasi. Kent merkezinde yasami canli tutabilmenin en iyi orneklerinden biri sanirim bu sehirde yasaniyor. Onemli bir olçude merkezde yasami ayakta tutabilmis. Aksam otelinizden cikip meydana dogru yururken karsiniza kopegini gezdiren bir Madridli çikabilir ya da otel odanizin camindan bakarken, karsi binanin bir katinda masanin etrafinda oturmus bir ailenin yemek yemesini seyredebilirsiniz.

Diger guzel yani ise, muthis guzellikteki yemyesil parklari… Tam merkezin gobeginde bulunan "Retiro Parki"nin içine girdiginizde sanki baska bir dunyadasiniz ve nasil çikacaginizi bilmiyorsunuz duygusuna kapiliyorsunuz. Kucuklu buyuklu goller, patikalar ve pavillionlarla suslenmis bu parkta dinlenebilir hatta kucuk bir sandal sefasi da yapabilirsiniz. Yurumeye oldukça elverisli bir sehir olan Madrid’e giderken rahat ayakkabilarinizi yaniniza almayi unutmayin.

Sadece turistlerle degil Ispanyollarla da dolup tasan sehir sanki hiç uyumuyor, meydanlar, barlar, sokaklar civil civil insanlarla dolu genelde. Sicak, hizli konusan, bakimli Ispanyol Insani’na rastlayacaginiz kesin. Portekiz’den alistigim için beni çok da sasirtmadi ama rahat, agir calisan, calisirken baska seylerle de ilgilenen insanlari ve aksam ancak saat 10 gibi dolan restaurantlari gorunce sasirmayin.

Sehrin en buyuk meydani "Plaza Mayor"un her yanini kaplayan cafe, restaurant ve dukkanlar yemek yemek, alisveris yapmak ya da bir kahve molasi vermek için duran turistleri beklerken diger buyuk bir meydan olan "Puerta del Sol" ise kentlinin bulusma noktasi ozelligi ile daha çok yerli halki çekmekte. Bu meydanin da her yanini isgal etmis restaurantlar, cafeler, barlar sanki meydani dolduran insanlara yetmeyecek gibi. Sinema ve tiyatro çikislari, sokakta bir seyler satanlarin ya da gosteri yapan sanatçilarin etraflari kalabalik gruplarla dolu.

Meydanlari birakip ara sokaklara daldiginizda ne kadar de kendinize guzergahlar belirlemis, çalismis da olsaniz kesin bir yerlerde kopup ve kaybolabilirsiniz. Daracik sokaklarin sizi nereye baglayacagi hiç onceden belli olmadigindan sasirmaya ve kaybolmaya deger.

Gezilecek muze ve birçok galerinin yaninda "Real Palacio", Kraliyet Sarayi tabi ki unutulmamali, gerçek bi saray,oldukça buyuk ve gezilecek gorulecek çok seyi var. Bir çok Avrupa sehrinde karsiniza cikan saraylara kiyasla çok daha zengin.

Yemeklere gelince, "Paella"yi, iyi bir et tabagini farkli yerlerde tadabilir ya da benim gibi “Tapas” dedikleri, ekmegin uzerine cesitli mezelerle yapilan genelde giris olarak sunulan yemegi, ana tabak olarak da yiyebilirsiniz. Puerto del Sol Meydani’nda karsiniza cikacak olan Madrid’in unlu sicak çikolatasini denemeden de donmeyin.

Ne kadar Ispanyollar'in simgesi olsa da tamamen karsi oldugum boga guresini izlemeye tabi ki gitmedim.
Ispanya’nin kultur, sanat ve tarih merkezi olan bu sehrinde geçirdigim gunler maalesef yetmedi tekrar gidebilmeyi umitle bekliyorum.

0 comments: